Posted by: karalamadefteri on: 11 Eki 2009
Bir tanem!
Son mektubunda : “Başım sızlıyor yüreğim sersem!”
diyorsun.
“Seni asarlarsa seni kaybedersem;”
diyorsun;
“yaşıyamam!”
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın,
kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.
Ölüm bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.
Fakat emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin kıllı,
siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar Nâzıma!
Ben, alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız yarı kalmış bir şarkının
acısını toprağa götüreceğim…
Karım benim!
İyi yürekli, altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana istendiğini idamımın,
daha dâva ilk adımında
ve bir şalgam gibi
koparmıyorlar kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
Nazım Hikmet
Bursa
Hapisane
Son Yorumlar