Posted by: karalamadefteri on: 20 Kas 2009
Bilgi İşlem Bedduaları
Mouse’un kırıla.
Tıklayamayasıca…
Hatların kopa da hiç bir yere bağlanamayasın.
Disk’lerin “crash” ola…
File’larına virüs bulaşa…
Networklerden atılasın.
Database’in patlaya…
Security key’lerin deşifre ola.
Back-upların bozulsun da geçmişe dönemeyesen.
Kartuşun bite
Ekonomik Beddualar
Repo’da açığa düşesen, faiz sana zarar yaza.
İMKB 100 endeksin 1600 direncini kıramaya.
Uygun kur bulmaya, pozisyon açığına düşesen
Reuters’in arızalana, rate’leri izleyemeyesen.
Paran aracı kurumda kala, iç edile; Dövize endeksli kredi alasan.
“Zede”lenesen Merkez Bankası para piyasalarına müdahale ede.
O sırada sen de orada olasan, halden anlamayan bireysel danışmana denk düşesen
Sabah seansında endeks hızla düşe sen panik olup kağıt çıkarasın, ikinci seansta endeks kendini toplaya ama iş işten geçmiş ola.
İMF’nin gazabına gelesen…
Aldığın dolarlar sahte çıka..
Diğer Beddualar
Araba kullanırken cep telefonuyla konuşasan sonrada trafik polisine yakalanasan
Ucuza aldım diye sevindiğin araban çalıntı çıka.
Marti’yi okuyup ruhi bunalıma giresen.
Silikonların patlaya inşallah…
Hem fikir, hem zikir suçlusu olasan.
Ne yersen ye asit yapa ağzında, bir “falım” çiklet bulamayasın.
Kapsama alanı dışında kalasan.
Susurluk Skandalı’na adın karışa.
Medyalara gelesin inşallah Talk showlara, reality showlara çıkasan imajin sarsıla.
Tam otomatik çamaşır makinen kireçlene, bir gram Calgonit bulamayasın.
Önce Reha Muhtar’la İtiraf’a sonrada Karar Anı’na çıkasın…
Televolelere çıkasın, özel hayatın kalmaya…
Dağın başında araban bozula, kontörün bite
Hazır Kart’ın Özgür kızı gibi bi karıya düşesen…
BBG’ye katılasın, sonuncu olasın..
Posted by: karalamadefteri on: 10 Kas 2009
Ulu önder Atatürk’ümüzü saygıyla anıyoruz…
Atam izindeyim…
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime…
AND İÇERİM!
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!!!
Posted by: karalamadefteri on: 11 Eki 2009
Bir tanem!
Son mektubunda : “Başım sızlıyor yüreğim sersem!”
diyorsun.
“Seni asarlarsa seni kaybedersem;”
diyorsun;
“yaşıyamam!”
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın,
kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı.
Ölüm bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.
Fakat emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin kıllı,
siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar Nâzıma!
Ben, alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız yarı kalmış bir şarkının
acısını toprağa götüreceğim…
Karım benim!
İyi yürekli, altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana istendiğini idamımın,
daha dâva ilk adımında
ve bir şalgam gibi
koparmıyorlar kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanile bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.
Nazım Hikmet
Bursa
Hapisane
Posted by: karalamadefteri on: 11 Eki 2009
Hangi erkekle neden çıkılmaz?
Aşkı kabusa çeviren bu erkeklerden uzak dur!
No 1: Kıro
Nerede rastlarsın?
Plajda, havuzda, lüks otellerde, gece kulüplerinde, otobüste, vapurda… Kısacası heryerde! özellikle de İstanbul sokaklarında!
Nasıl tanırsın?
Onu tanımak için fazla çaba harcamana gerek kalmaz, giyimi ve davranışlarıyla hemen kendini belli eder. Genellikle beyaz çorapları, boynundaki altın zinciri ve elindeki tespih onu ele verir. Ama artık modern görünüşlü kırolar da var. Yine de onları farketmek çok kolay! Neden çıkılmaz?
çünkü girdiğin her ortamda seni rezil eder. Onunla konuşacak fazla ortak konu bulamazsın. Aynı zamanda maçodur, seni sahiplenir ve her hareketinden haberdar olmak ister.
No 2: Maço
Nerede rastlarsın?
Nereden çıkacakları hiç belli olmaz. Ne de olsa her erkeğin içinde biraz var!
Nasıl tanırsın?
Bazıları kendini hemen belli eder, bazıları ise gizli maçodur. Genellikle erkek arkadaşlarıyla takılırlar. Futbol maçlarını kaçırmazlar. Klasik giyinirler.
Neden çıkılmaz?
Giyimine, hareketlerine, makyajına, arkadaş ilişkilerine, kısaca herşeyine karışır. Sana kısıtlamalar getirir ve sürekli kendisine hizmet etmeni bekler. İlk günlerde bu hareketlerine göz yumabilirsin ama kısa bir süre sonra seni rahatsız etmeye başlar. Ayrıca seni eve kapatıp, kendisi çapkınlık yapar!
No 3: İnek
Nerede rastlarsın?
Okulda, dershanede, kütüphanede, panellerde ve seminerlerde.
Nasıl tanırsın?
Genellikle okumaktan gözleri bozulmuştur ve gözlük takarlar. Modayı takip etmezler. Süveterler, gömlekler, kumaş pantolanlar giyerler. Sürekli birşeyler okurlar.
Neden çıkılmaz?
çünkü onunla sadece kitaplardan ve derslerden konuşabilirsin. Sosyal yönleri zayıftır, partiler, konserler hiç onlara göre değildir.
No 4: çapkın
Nerede rastlarsın?
çapkınlık yapılabilecek her yerde; havuz başında, barlarda ve gece kulüplerinde, spor salonlarında.
Nasıl tanırsın?
Bakışları ve muzip gülüşleri onları ele verir. Genellikle yakışıklı ve havalı olurlar. Kendilerinden emin gözükürler, burunları havadadır.
Neden çıkılmaz?
Yakışıklılığına kapılmamak gerek! çünkü seni çok üzer! Etraftan gelen “Seninkini gördüm, yanında bir kız vardı’ gibi söylentiler seni bunalıma sürükleyebilir.
No 5: İmaj adamı
Nerede rastlarsın?
Nerede kalabalık varsa orada! Bir akşam popüler bir mekanda, bir akşam marjinal bir eğlence kulübünde…
Nasıl tanırsın?
İlk görüşte onu tanımak biraz zordur. Modayı takip etmeye çalışırlar, ama pek başarılı oldukları söylenemez. Her konuda söyleyecek bir lafları vardır, ama genellikle boş konuşurlar ve yüzeyseldirler.
Neden çıkılmaz?
Onlarla uğraşmak zordur. Kişilikleri oturmamıştır, kompleksleri vardır. Bunu size yansıtır, kendinizi kötü ve yetersiz hissetmenize neden olur.
Posted by: karalamadefteri on: 09 Eki 2009
Bir erkek kadina yaklasip ayarlama pozisyonlarina girecekken
kadinlarin hazir cevapliligi nasil olur?
Erkek: “Seni ben daha once bir yerlerde gormustum ama?”
Kadin: “Dogrudur onun icin ben artik oraya gitmiyorum.”
Erkek: “Bu sandalye bos mu?”
Kadin: “Evet, o sandalyeye oturacaksan benim sandalyem de bos.” >
Erkek: “telefon numarani alabilir miyim?”
Kadin: “Telefon kitabinda var.”
Erkek: “Peki ne isle mesgulsun?”
Kadin: “Kadin taklidi yaparim.”
Erkek: “Kadinlarin ne istedigini ben biliyorum.”
Kadin: “O zaman neden beni rahat birakmiyorsun?”
Erkek: “Senin icin dunyanin ta obur ucuna bile giderim.”
Kadin: “Orada kalmayi da ister misin?”
Erkek: “Kendimi sana ikram etmek istiyorum.”
Kadin: “Ozur dilerim ben ucuz seyler almiyorum…”
Erkek: “Saclarinin rengide ne kadar guzel.”
Kadin: “Tesekkurler, bunu kuaforume demeniz lazim o boyadi da.”
Erkek: “Sen tam ruyalarin kadinisin.”
Kadin: “iyi o zaman sen uyumana devam et.”
Erkek: “Seninle herseyimi paylasmak isterdim.”
Kadin: “Iyi banka hesabindan basla o zaman.”
Erkek: “Son dansi sizden isteyebilir miyim?.”
Kadin: “Biraz onceki son dansti zaten.”
Erkek: “Dunyanin en guzel kadini olmak nasil bir duygu?”
Kadin: “Dunyanin en buyuk yagcisi olmak nasil bir duygu?”
Erkek: “Benim hayatim boyunca sen nerelerdeydin?.”
Kadin: “Tipine bakilirsa ben daha dogmamistim.”
Erkek: “Dans etmek ister misin?”
Kadin: “Hayat cirkin insanlarla dans etmek icin cok kisa.”
Posted by: karalamadefteri on: 27 Eyl 2009
Aşk, sarmaşık manasına gelmektedir ki;aşığı çepeçevre sarar ve onu bir ağacı kurutur gibi içten içe yer bitirir.Aşık,içinde kopan bu fırtınalarla sekr haline düşer ve baygın bakışlarla halkın gözüne deli divane misafir olur.Halk,aşığı bu haliyle görünce “bir sevgili için gençliğini heba etme” nasihatleriyle halden dem vurur.Halbuki aşk bunun adı insanı deli eder,sorarım deliye sual olunur mu? Aşktır bu söze ne hacet aksa bir ırmak kadar coşkun kalpte,önüne set koyulur mu?
Sevgili,aşığa cevreder,cefası ile aşığı berbat kılar.Harab olur aşığın seven gönlü lakin gelin görün ki gönül;sevgilinin naz harabesinde yeniden vücut bulur.Divan şairi Necati bu hali iyi süzmüş ki su beytiyle kalemime yaran olur.
Dem kim yarda yok cevr u cefadan gayrı
Ne dilersen bulunur mihr u vefadan gayrı.
işte bu sözler sevgilinin binbir çesit silahlarının ortaya çikardığı cevr ve cefa mihnetini gözler önüne sermekte.Sevgili,yağmur tanesi olsa ve sağanak sekilde yağsa bir vefa edipte aşığın kirpiklerine düşmekten,aşığa merhamet etmekten kendini alıkoyar.Mazlum aşık, bu belalı,bu dumanlı başı ile bi-tabdir.Yalnız kalır,yalnızlıkta gölgeye düşer,oracıkta artık sessizce içe ağlayış halinde,gönlü hebadır.Hikayesini dinlediğimiz Fuzuli,çöllere düşmüş ve başında kuşlar karar kılmışlardı.Fuzuli’deki gönül ateşi o kadar çoktuki;bir zaman daha bu kuşlar o başta kalsaydi,pişeceklerdi.Bu yüzdendir ki Fuzuli,askin bu yalnızlık cilvesine ağlamaklı gözlerle beyit düşürür.
Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bad-i sabadan gayrı.
Yarin mim’e benzeyen dudağı,ra olan kaşı ve elif gibi boyu,aşığın dilinden düşmez,sevgilinin ben’ini gardiyan kılar,yüzünü ise hapsolduğu güzellik.Bu ne müthiş bir vak’adır ki;göz,kaş,dudak,ben sevgilinin kusanmış silahı olur.Sonra bu silahlar değil masum aşığı,padişahı dahi yaralar,öldürür.Bakın şu yedi cihanı titreten Yavuz’un haline ki;bir güzelin gözlerine mağlûb oldu.
sirler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.
Yavuz’un kahrının pençesi içerisinde arslanlar tir tir titrerken,felek onu gözleri ceylana benzeyen bir güzele köle etti.Padişahları dahi dize getiren bu güzellik kendine köle yapacak bir çok aşık bulur.Değil mi bu sahipler,kölelerine yüzyıllar boyu ayakta kalabilen piramitler yaptıran?.Bu sebeple sevgililer de kölelerine yüzyıllar boyu yıkılmayan aşk piramitleri yaptırmaktan yorulmazlar.
‘ayın’a,sın’a, kaf’a andolsun ki;aşkta kalbin mühim yeri vardır.Bir insan düşünün ki sevgilinin dış güzelliğine önem vermektedir.Onun bu dış güzelliğini,kalp güzelliğinden öte görmektedir.Böyle bir aşığın,etik duruşmasında,gönül hakiminden idam yemesinden başka hüküm düsünülür mü? Kalp güzelliğinin yaninda fani,geçici güzelliğin ancak ve ancak bir cenaze namazı vakti kadar saltanatı vardır.Kusursuz bir güzellik aramaktansa,kalp güzelliği hazinesine sahip olmak büyük bir zenginliktir.
Mahlası da Aşkı olan,aşktan anlayan şu divan şairinin beyti,sözümü destekler niteliktedir.
Aşkıyâ vasl istersen hicrandan etme ihtiraz
Yârsız kalır meseldir ayıbsiz yâr isteyen.
Aşk,kalpte demlenirse,kalbin ahenkli atışına munis olursa beden zindanında güller açtırr.Bu güller, tebessüm eden dudağa filizler verir,ar eden yanağa rengini,bu hal ile terleyen bedene kokusunu verir.Gülden farkı kalmaz sevenin ya da sevgilinin.Gülde,diken aşkın cilvesidir,cilvesiz bir aşk yaban durmaz mı? Tıpkı meyvesi olmayan bir ağaç gibi.
Sevenler,sevgililerine gül almakta; halbu ki sevenler ve sevgililer her daim gül koklamakta.Marifet,kalplerinde güller açtıran sevgililerin,kalp bahçelerini temiz tutmalarındadır.Bir bahçe düşünün ki;harab, o haliyle altüst olmuş kurak.Böyle bir bahçenin hangi gülü yüzde renk verecek,hangi arlı yüze cilve ile düşecek.
Aşk,temiz bahçelerde konaklayacak ki;hasat zamanı gül gül uzayan kokusunu,samimiyet rüzgarıyla biçelim…
Cümlelerim elbet yâr gibi kusursuz değil;fakat son sözümü Fuzuli’nin şu beytine yaslayarak söylüyorum.
Yâ Râb belâyı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâyı aşktan etme cüdâ beni
Alıntı..
Posted by: karalamadefteri on: 21 Eyl 2009
1_Henüz başlamadıysanız bugun doğru gün.
2_Gerçekten sevdiğiniz konuları yazın.
3_Niyetiniz cidiyse kendi alan adınızı açın.
4_Blogunuzun adı alan adıyla aynı olsun.
5_Doğru altyapı kullanın.
6_Düzgün aralıklarla yzın.
7_Yazınızı yayınlamadan önce okuyun.
8_Diğer blogları takip edin.
9_Kendi yazılarınıza yorum ekleyin.
10_Erişebilirliğe önem verin.
11_Bloğunuzu tanıtın.
12_Ziyaretçilere soru sorun.
13_Yedekte yazı bulundurun.
14_Yazı dizileri kullanın.
15_Google analytics kullanın..
-
-
-…………
Daha fazlası;
http://eraymusdal.blogcu.com/blogcular-dikkat_51564181.html
Posted by: karalamadefteri on: 21 Eyl 2009
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni…
Kadın:
- Kızım dur! Ben vereyim benim ki bozuk zaten…
Kızı:
- Aman ne olacak sanki nasılsa benimki de bozulacak, ben vereyim!
Yolcu: -
Abi Heykel’e çıkıyo mu?
Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo.
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Müsait bi yerde iner misiniz?
Şoför:
- Niye sen mi kullancan???
Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?
- Ben kız değilim!
- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.
……………………..
Posted by: karalamadefteri on: 20 Eyl 2009
Sağlık, mutluluk, şan, şohret, para:D ne isterseniz hepsi sizinle birlikte olsun:))
Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara…
NOT:Harçlıklara zam lütfen:)e cömert davranalım biraz ne de olsa bayram dimi:)iyi bayramlar…
Son Yorumlar